Benzer gelişim alanı, yaş grubu ve kavramlara sahip önerilen etkinlikler
Öğretmen, “Bilginin Mucitleriyiz Biz. Okulumuzu çok severiz. Zamanı gelince masamıza geçer, çalışır çabalarız biz.” diyerek çocukların masalara geçmesini sağlar. Ardından “Bilginin Mucitleriyiz Biz. Okulumuzu çok severiz. Zamanı gelince oyunlar oynar, eğleniriz biz.” diyerek çocukları oyun alanında toplar ve “Eşlerle Duygularımız” adlı oyunu oynayacaklarını söyler. Oyunun kurallarını anlatır. Öğretmen oyun başlamadan eşleri belirler. Her duygu adına eşli yapılabilecek bir hareket belirlenir. Örneğin mutluluk deyince eşler birbirine sarılır, kızgınlık deyince sırtlarını dönerler, üzgün deyince ağlıyor gibi yaparlar, şaşkınlık deyince iki elleri ağza götürülerek şaşırmış hareketi yapılır. Çocuklar müzik eşliğinde dans ederler. Müzik durduğunda öğretmen bir duygu adı söyler. Eşler doğru hareketi yapmaya çalışırlar. Yanlış hareket yapan eşler oyundan çıkar. Oyun bu şekilde devam eder. Öğretmen, “Bilginin Mucitleriyiz Biz. Okulumuzu çok severiz. Zamanı gelince masamıza geçer, çalışır çabalarız biz.” diyerek çocukların masalara geçmesini sağlar. Çocuklara çalışma sayfalarını ve kuru boya kalemlerini dağıtır. “Kodlama ve A Sesi Erken Okuryazarlık” adlı çalışma sayfalarının yapılmasına rehberlik eder. Ardından öğretmen, “Bilginin Mucitleriyiz Biz. Okulumuzu çok severiz. Zamanı gelince sessizce yerimize geçer, öğretmenimizi dinleriz biz.” diyerek çocukların minderlerde yarım ay şeklinde oturmalarını sağlar. “Öfke Adam” parmak oyunu hareketleriyle birlikte söylenir: ÖFKE ADAM Ben, öfkeli bir adamım (Yüz asılır). Sinirlendikçe şişerim (Şişme hareketi yapılır). Şişerim de şişerim, Gözlerimi büsbüyük (Gözler koca koca yapılır). Ağzımı da böyle açarım (Ağız kocaman açılır). Öfkemi, kocaman olunca (Eller açılır) Herkesin üzerine salarım (Herkesin üzerine bırakma işareti yapılır). Korkum yoktur kimseden. Sudan korktuğum kadar (Korkma hareketi yapılır). Su dökerim üstüme, Küçülür de küçülür, Çekilirim içime (Küçücük olunur). Parmak oyununun ardından “Gülmeyen Prenses” adlı hikâye okunur: GÜLMEYEN PRENSES Ülkenin birinde, dünya güzeli bir prenses yaşarmış. Prenses güzelmiş güzel olmasına ama, hiç yüzü gülmezmiş. Kral kızının bu durumuna çok üzülüyormuş. Onun gülmesini, mutlu olmasını istiyormuş. Sık sık toplantılar, davetler verip, ülkenin en iyi komedyenlerini, palyaçolarını çağırırmış. Fakat yine de kızını güldürmeyi başaramazmış. Kral kızının derdine çare bulmak için düşmüş yollara. Normal elbiselerini giyerek, halkın arasına karışmış. Bir ara gülme sesleri duymuş. Sesin geldiği yöne doğru gittiğinde çocukların atlı karıncada döndüğünü görmüş. Çocuklar çok eğleniyorlar ve gülüyorlarmış. Biraz daha yürümüş. Mahalle çocuklarının saklambaç oynadığını ve çok eğlendiklerini görmüş. Biraz sonra açık hava tiyatrosundan gelen sesler duymuş, kendisi de gidip tiyatroyu seyretmiş. Gerçekten çok eğlenceliymiş. Katıla katıla gülmüş, eğlenmiş. Tiyatro dağılırken, çocukların neşe içinde, kırlara doğru koştuklarını görmüş. O da koşmuş. Çocuklar çimenlere yayılmışlar, takla atanlar, birdirbir oynayanlar, elim sende oynayanlar, pamuk şeker yiyenler hepsi de gülüyormuş. Kral sakalını sıvazlamış, başını kaşıyarak: — Galiba eksik bu, kızımın hiç arkadaşı yok. Yalnızlık, onu mutsuz ediyor. Yarından tezi yok …. Öğretmen hikâyeyi yarıda keserek “Çocuklar hikâyemizin sonunu kim tamamlamak ister?” der. İstekli çocukların hikâyeyi tamamlamalarını sağlar.
Oynadığımız oyunun adı neydi?
Oyunumuzda eşlerinizle belirlenen duygu hareketini yapmak zor oldu mu?
Bu oyunu daha farklı nasıl oynayabiliriz?
Daha önce bu oyunu oynamış mıydınız?
Oyunda en çok ne yapmak hoşunuza gitti?
Hikâyedeki prenses neden gülmüyor olabilir?
Kral neden düşmüş yollara?
Kral kızını güldürmek için neler yapmayı planlamış olabilir?