Benzer gelişim alanı, yaş grubu ve kavramlara sahip önerilen etkinlikler
Öğretmen oyun alanındaki engelleri kaldırır, çalışma sayfaları ile kurşun kalemleri masalara hazırlar. Çocukları “Bilginin Mucitleriyiz Biz. Okulumuzu çok severiz. Zamanı gelince oyunlar oynar, eğleniriz biz.” sözleriyle halkaya çağırır. “Bugün etkinliğimizin adı Oyuncaklar. Oyuncaklarımızı paylaşmayı, izin istemeyi ve oyun bitince toplamayı konuşacağız.” der. Çocuklardan sevdikleri bir oyuncağı söylemelerini veya hareketle göstermelerini ister; konuşmak istemeyen çocuk yalnızca hareket yapabilir. Öğretmen “Oyuncaklar” oyununu açıklar. Çocukları sırayla Bebekler, Trenler, Toplar, Tahta Askerler, Uçaklar ve Taksiler olarak adlandırır. Her oyuncak için kolay bir hareket gösterir: bebekler kollarını sallar, trenler küçük adımlarla ilerler, toplar oldukları yerde hafifçe yaylanır, askerler dik yürür, uçaklar kollarını açar, taksiler direksiyon çevirir. Önce bütün sınıf hareketleri birlikte dener. Ardından öğretmen bir oyuncak adı söyler; o gruptaki çocuklar bir adım geriye çıkar, halkanın çevresinde güvenli biçimde yürüyerek yerlerine döner. Koşulmaz, birbirinin önüne geçilmez ve ilk gelme amacı bulunmaz. Birkaç tur sonra isteyen çocuk öğretmenin yanında oyuncak adını söyler. Her çocuğun katılabileceği kadar tur oynanır. Çocuklar nefeslenirken öğretmen, “Bir arkadaşımızın oyuncağıyla oynamak istersek ne söyleyebiliriz?” diye sorar. “Oyuncağınla oynayabilir miyim?” cümlesini yavaşça modelleyerek çocuklarla tekrarlar. Ardından “İzin Almak” şiirini bir dize öğretmen, bir dize çocuklar söyleyecek biçimde okur: “Bugün öğrendim ki / Saygılı olmalıyız / Kimsenin eşyasını / İzinsiz almamalıyız / Bize yapılmasını istemediğimizi / Başkasına yapmamalıyız.” Dizelere el sallama, başını iki yana çevirme ve kalbin üzerine el koyma hareketleri eklenir. Öğretmen çocukları yarım ay biçiminde oturtur ve “Oyuncaklarımız” hikâyesini kısa cümlelerle anlatır: Alp ve Gizem oyuncaklarını paylaşan, oyun bitince yerlerine koyan iki kardeştir. Bir gün Alp askerlerini sayar ve birinin kayıp olduğunu fark eder. Gizem ve annesiyle kutuya, koltukların altına ve çekmecelere bakarlar; ancak askeri bulamazlar. Alp üzülür. Bir süre sonra Salih ve annesi gelir. Kayıp asker Salih’in cebinden çıkmıştır. Salih oyuncağı izin almadan götürdüğü için özür diler ve geri verir. Alp teşekkür eder, Salih’i birlikte oynamaya çağırır. Çocuklara “Alp askerini bulamayınca ne hissetmiş olabilir?” ve “Salih ne yapmalıydı?” soruları yöneltilir. Yanıt vermekte zorlananlara “üzgün-mutlu” ve “izin istemek-izinsiz almak” seçenekleri sunulur. İki gönüllü çocuk, “Oyuncağınla oynayabilir miyim?” ve “Evet, birlikte oynayabiliriz.” sözlerini canlandırır; roller değiştirilir. Dikkati yeniden toplamak için çocuklar ayağa kalkar. Öğretmenin söylediği oyuncak gibi hareket eder, “Topla!” denildiğinde hayalî oyuncakları yerden alıp kutuya koyuyormuş gibi yaparlar. “İzin!” denildiğinde bir arkadaşlarına dönerek izin isteme cümlesini söylerler. Hareketler kısa aralıklarla tekrarlanır ve çocuklar sakin adımlarla yarım aya döner. Paylaşımda “Şiirimizin adı neydi?”, “Hikâyemizin adı neydi?”, “Hikâyede kimin oyuncağı kayboldu?”, “Sen olsaydın oyuncağın kaybolduğunda ne hissederdin?”, “Başkasının oyuncağını neden izinsiz almamalıyız?” ve “Oyuncaklarımızı neden toplamalıyız?” soruları sorulur. Çocukların kısa yanıtları kabul edilir, birbirlerini dinlemeleri desteklenir. Son olarak “Zamanı gelince masamıza geçer, çalışır çabalarız biz.” denilerek çocuklar masalara yönlendirilir. “Duygularım” ile “İlk-Son, Önünde-Arkasında” çalışma sayfaları ve kurşun kalemler dağıtılır. Öğretmen her yönergeyi kısa biçimde açıklar, ilk örneği parmağıyla gösterir ve çocukların çalışma kâğıtlarını yapmalarına gerektiğinde bireysel destek verir.
Şiirimizin adı neydi?
Hikayemizin adı neydi?
Hikayede kimin oyuncağı kayboldu?
Sen olsaydın oyuncağın kaybolduğunda ne hissederdin?
Başkasının oyuncağını neden izinsiz almamalıyız?
Oyuncaklarımızı neden toplamalıyız?
Sınıfta akıllı tahtada açabilir, çizim yapabilir veya çıktı alabilirsiniz.