Benzer gelişim alanı, yaş grubu ve kavramlara sahip önerilen etkinlikler
Öğretmen, renkli fon kartonlarına biri belirgin biçimde büyük, diğeri küçük daireler çizer; makas, yapıştırıcı, A4 kâğıdı ve boya kalemlerini masalara güvenli biçimde yerleştirir. Çocukları yarım ay düzeninde oturtur ve “Bugün büyük ile küçüğü hareketlerimizle bulacağız.” der. Önce parmak oyununu yavaşça model olur: “Şaplat şaplat şaplat” denirken dizlere vurulur, “Şıklat şıklat şıklat” bölümünde parmaklar hareket ettirilir, “Döndür döndür döndür” denirken eller döndürülür ve “Elleri koy dizine, haydi rahatla” sözüyle oyun tamamlanır. Parmak şıklatamayan çocuklar parmaklarını birbirine dokundurabilir. Öğretmen bedenini uzatıp kalın bir sesle “Ben büyük bir devim.”, çömelip ince ve yumuşak bir sesle “Ben küçük bir cüceyim.” der. Çocuklar hareketleri taklit eder. Ardından “Büyük Dev ile Küçük Cüce” hikâyesini kısa cümleler, mimikler ve hareketlerle anlatır: Küçük cüce bahçesine bir fasulye tohumu eker ve yorulunca uyur. Sabah fasulyenin gökyüzüne kadar büyüdüğünü görür. Büyük yapraklara basarak tırmanır, bulutların üzerinde yürür ve kocaman bir şatoya ulaşır. Kapıyı çalınca büyük bir dev çıkar. Cüce önce korkar; ancak dev onu güler yüzle karşılar ve sofrasına davet eder. Cüce devle vedalaşıp evine döner. Sabah uyandığında fasulyenin olmadığını görür; yaşadıklarının bir rüya olduğunu anlar. Anlatım sırasında öğretmen kısa aralar verir: “Cüce büyük mü, küçük mü?”, “Fasulye nasıl olmuş?”, “Dev kapıyı açınca cüce ne hissetmiş olabilir?” Çocukların tek sözcükle, işaret ederek veya hareketle yanıt vermesine fırsat tanır. Hep birlikte küçük bir tohummuş gibi çömelir, fasulye büyüdükçe yavaşça doğrulur, yapraklara basıyormuş gibi yerinde adımlar ve devin kapısını üç kez çalarlar. Hikâyeden sonra güvenli bir boşluk oluşturulur. “Dev” denildiğinde çocuklar kollarını yukarı uzatıp büyük görünür; “cüce” denildiğinde dizlerini büküp küçülür. Öğretmen önce hareketi gösterir, sonra sözcükleri farklı sırayla ve çocukların takip edebileceği yavaşlıkta söyler. Şaşıran çocuk oyundan çıkarılmaz; öğretmeni izleyerek devam eder. Birkaç turun ardından isteyen çocuk sözcüklerden birini söyleyebilir. Oyun yarışmaya dönüştürülmeden hep birlikte tamamlanır. Masalara geçişte çocuklar küçük adımlarla “cüce yürüyüşü” yapar. Öğretmen büyük ve küçük daire bulunan fon kartonlarını dağıtır; daireleri parmağıyla izleyerek “Bu büyük daire, bu küçük daire.” diye model olur. Çocuklardan önce büyük, sonra küçük daireyi göstermelerini ister. Makasın yalnızca kâğıtta ve masa başında kullanılacağını açıklar. Çocuklar kalın çizgiler üzerinden keser; desteğe gereksinim duyan çocuğun kartonu öğretmen tarafından çevrilir veya el üstünden kısa süreli yardım sunulur. Kesmek istemeyen çocuk önceden kesilmiş daireleri seçebilir. Çocuklar büyük ve küçük daireyi A4 kâğıdına istedikleri yere yerleştirir, ardından yapıştırır. Boya kalemleriyle büyük daireyi deve, küçük daireyi cüceye tamamlar; yüz, kol, bacak ya da seçtikleri ayrıntıları eklerler. Öğretmen “Hangisi büyük?”, “Hangisi küçük?” diyerek bireysel dil kullanımını destekler. Ürünler yarım ayda gösterilir; isteyen çocuk yalnızca büyük veya küçük olanı işaretleyebilir. Son olarak “Hikâyemizde büyük olan kimdi?”, “Küçük olan kimdi?”, “Cüce nereye gitti?”, “Dev onu nasıl karşıladı?”, “Bir dev görsen ne hissederdin?” ve “Hiç cüce bir insan gördün mü?” soruları yöneltilir; farklı yanıtlar kabul edilir. Etkinliğin sonunda konuya ve yaşa uygun büyük-küçük çalışma kâğıtları dağıtılır. Öğretmen yönergeyi tek tek göstererek “Büyük olanı boya, küçük olanı parmağınla göster.” der; çocuklarla birlikte ilk örneği yapar ve gerektiğinde sözel ya da bireysel destek vererek çalışma kâğıtlarının tamamlanmasını sağlar.
Hikâyemizde büyük olan kimdi?
Küçük olan kimdi?
Cüce fasulye tohumu büyüdüğünde tırmanarak nereye gitti?
Dev, cüceyi nasıl karşıladı?
Bir dev ile karşılaşmış olsaydınız ne hissederdiniz?
Siz hiç cüce bir insan gördünüz mü?
Sınıfta akıllı tahtada açabilir, çizim yapabilir veya çıktı alabilirsiniz.